Archives for the ‘Didik Didik’ Category

Thanatron, Mercitron, Teoloji , Demokrasi ve Gariplikler

Daha önceki bir yazımda Ölüm Doktoru Jack Kevorkian’ın nasıl sansürlendiğini anlatmıştım. Bu kez de Kevorkian’ın savunduğu fikrin ve uygulamalarının dinler açısından ne ifade ettiğine bakalım istiyorum. Şöyle bir insanlık tarihimize baktığımızda, İslamiyet, Hristiyanlık, Musevilik,Yehova Şahitleri, Bahailik, Kadriyanilik, Moonculuk, Yezidilik, Zerdüştlük, Raftafarianizm, Saabilik, Samırılik, Dürzilik, Şintoizm, Şamanizm, Kelt Dini, Sıkh Dini, Hinduizm, Satanizm, Budizm, Taoizm, Konfüçyanizm, [...]

Acil demokrasi, maalesef hastayı kaybettik!

Eğer eski Yunan’da yaşıyor olsaydınız, 300.000 kişilik bir nüfusla, 30.000 kişinin oyuyla kuralına göre demokrasicilik oynayabilirdiniz. Zaten oynandı da.  Fakat ülke nüfuslarının yavaş yavaş milyar seviyesini aşmaya başladığı bugünlerde, zaten doğduğu günden beridir yoğun bakımda olan demokrasiyi nasıl yaşatacaksınız?

Ezel Nereye?

Takip ettiğim tek yerli dizi olma şerefine erişti Ezel. Başladığı günden beridir tek bir bölüm kaçırmadan izliyorum fakat ikinci sezonunun tadı sanki lost’un son zamanlarına benzedi. Bir karmaşa, bir garipliktir aldı başını gidiyor. Sanki bu dizinin senaryosu ülkemiz bünyesinden çıkmamış kadar yavanlaştı.

Haydi “kopya” çekelim

Herkes birbirine bir şeyler söylüyor KPSS’ deki kopya iddialarıyla ilgili olarak. Gündemimiz olduğundan olsa gerek bu iddialar bir çırpıda “anayasa değişikliği ve referandum” ile ilişkilendiriliyor. Tüm bunlar yaşanırken unutulan bir şey var o da “insan”

Siyaset ve Sürü Psikolojisi

Herkes farklı şeyler bekler, herkesin farklı istekleri arzuları vardır elbet. Buna kim ne diyebilir ki? Ama siyaset, içindeyken yaşadığımız durum anlaşılması zor bir ilkellik değil de nedir?

Reklam Dönemi Kapanmıştır, Yaşasın Reklamın Reklamı!

Bugün haberlerin eğlence bölümünde farklı bir şey vardı. Ünlü tenisçi Roger Federer‘in bir reklam çekiminde (Gillette Fusion Sensitive Skin) yaptığı şov. Her şey spontane (yersen) gelişiyormuş gibi. Federer önce birileriyle sohbet ediyor sonra reklam çekim ekibinden birine metal bir bardağı kafasına koymasını rica ediyor